Bir gözü yeşil, diğeri kahverengi! Gören hemen fotoğraf çektiriyor

Tokat’ta yaşayan Rüştü ve Gülbeyaz çiftinin 2 çocuğunun en küçüğü olan Hüseyin Emre Gezgin doğuştan bir gözü kahverengi, diğeri ise yeşil olarak dünyaya geldi. Şu anda Tokat Organize Sanayi’sinde bir mobilya fabrikasında işçi olarak çalışan Hüseyin Emre Gezgin gözlerinin farklı renkleriyle dikkatleri üzerine çekiyor.

Görenlerin kendisine dikkatle baktığını ifade eden Gezgin, Görme konusunda bir sıkıntı yok. Görenler şaşkınlıkla bakıyorlar. İnceliyorlar, hatta ‘Lens mi takıyorsun’ diyen de oldu. Doğuştan olduğunu söyledim. Zamanla da alışıyorlar. Ama ilk gören hayretle bakıyor dedi.

Gözlerinin farklı renklerde olmasından dolayı isteği mesleği yapamadığını belirten Gezgin, “Askeriye sınavlarına girmiştim. Gözümün renkleri değişik olduğu için kabul etmediler. Ondan dolayı elediler. Fakat artısı da oluyor. Kafelere gittiğim zaman ilk kez görenler genellikle birlikte fotoğraf çektirmek istiyorlar. Bu da hoşuma gidiyor “dedi.

Gezgin’in iş arkadaşı Burhan Şeker ise, İlk gördüğümüzde bizler de haliyle şaşırdık. Hatta lens olduğunu düşündük. Müşterilerimiz de gördüklerinde şaşırıyorlar. Birlikte bir yerlere gittiğimizde herkes ilgi gösteriyor diye konuştu.

3 TL’lik çakmak çaldı, 15 ay hapis cezası aldı


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir eve girerek, yaklaşık 3 Türk Lirası değerindeki çakmağı çalan Hasan Yalınayak, 15 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme Başkanı Kıdemli Yargıç Alev Ulunay Hüdaverdi “Sanığın çalmış olduğu çakmağın maddi değeri cüzi görülebilir. Ancak hiç kimsenin başkasının konutuna girmeye hak ve yetkisi olamaz” dedi.

Olay geçtiğimiz 6 Mart’ta Güzelyurt İlçesi’nde meydana geldi. Hasan Yalınayak, Osman Hür’e ait evin camını kırarak, salonda bulunan 3 TL’lik çakmağı çaldı.

Olay polise intikal etti. Gözaltına alınan Yalınayak, ev açma, hırsızlık, kasti hasar ve mülke tecavüz suçlarından yargılandı.

Daha önceden de sabıkalı olan Yalınayak, dün Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Mahkeme Başkanı Kıdemli Yargıç Alev Ulunay Hüdaverdi, kamu yararı gereği bu tür suçları işleyenlere caydırıcı ve ibret verici cezalar verilmesi gerektiğini söyledi.

“Hırsızlık suçları toplumun huzurunu kaçırdı” diyen Hüdaverdi ise “Sanığın çalmış olduğu çakmağın maddi değeri cüzi görülebilir. Ancak hiç kimsenin başkasının konutuna girmeye hak ve yetkisi olamaz” dedi. Hüdaverdi, sanığa oy birliği ile 15 ay hapis cezası verdiklerini açıkladı.

Kıskanmamak elde değil! Boğaz’ın yanı başında köy hayatı yaşıyorlar

Tarih, kültür ve deniz deyince İstanbul’da akla gelen ilk ilçelerden biri Üsküdar. İlçenin denize açılan kapısı konumundaki Kuleli Emek Mahallesi ise kültürü ve özgün yapısıyla 80 yıldır dimdik ayakta duruyor. Bu mahalleyi diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise herkesin birbirini tanıması ve her evin bahçesinde tarım yapılması.

Dededen kalma tek katlı bahçeli evleri ve doğasını korumak adına 2 yıl önce Kuleli Emek Mahallesi Derneği’ni kuran mahalleli, yıllardır geleneksel yöntemlerle yaptıkları tarımı dernek sayesinde daha bilinçli yapmaya başladı. Yerli tohum kullanılarak tarım yapılan evlerin bahçelerinde ürünlerin verimliği iki katına çıktı. 69 yıldır orada yaşayan Mehmet Yılmaz, ” ‘Ataşehir’de gökdelenlerden bir daire vereyim bu mahalledeki evinizi satın’ deseler vermem. Ben burada çok mutluyum diyerek mahalleye olan bağlılığını anlattı.

430 haneli mahallede 2 bine yakın kişi yaşıyor. Mahalle sakinleri bahçelerinde biber, domates, patlıcan, salatalık gibi pek çok ürün yetiştiriyor. Bu yıl üretilen ürünleri tespit etmek ve kayıt altında tutmak için dernek tarafından her bahçenin defteri de tutulacak.

Kuleli Emek Mahallesi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yeşim Yılmaz, “Biz İstanbul’un göbeğinde evleri bahçelerinden küçük kocaman bir bahçe içinde mahallede yaşıyoruz. Doğayla iç içeyiz. Eskiden anneden kalma yöntemlerle tarım yapıyorduk. Şimdi daha çok bilimi kullanıyoruz. Yerel tohum kullanarak ürünler yetiştiriyoruz. Yetiştirdiğimiz ürünleri önce biz kullanıyoruz, mutfak ihtiyaçlarımızı azaltıyoruz. Doğru tarım uygulamalarıyla ürün yetiştirdiğimiz için çok verimli sonuçlar alıyoruz artan ürünleri de komşularımıza, dışarıdan gelen insanlara satarak ek gelir elde ediyoruz” dedi.

Tarım yöntemlerini anlatan Yılmaz, “Damla sulama sistemi kullanıyoruz ve yağmur hasadı yaparak su masraflarını azaltmaya çalışıyoruz. Dernek çatısı altında tarım yapıyoruz. Bu nedenle desteğe ihtiyacımız var. İnsanlar eski kullandıkları depoları bizimle paylaşırlarsa yağmur hasadında kullanabiliriz çok da memnun oluruz” diye konuştu.

Mahallelinin derdinin lüks yaşam olmadığını söyleyen Yılmaz, “Burası 80 yıllık dededen toruna devrolan bir mahalle, herkes birbirini tanır, insanların anahtarları evlerinin kapısının üstündedir çok güvenli bir mahalledir. Burada doğdum, büyüyorum ve umarım bu mahallede ölürüm. Mahallede kimsenin derdi daha lüks yaşamak değil. Daha sağlıklı yaşamak istiyoruz. Bu nedenle insanlar bahçelerini korumak istiyor o nedenle daha yüksek ve havuzlu binalar istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Çok verimli ürünler elde ettiklerini vurgulayan Yılmaz, “Kentsel dönüşüm bizi etkilemiyor çünkü boğaz öngörünüm bir mahalle olduğumuz için sit alanı bu da bizim tutunağımız. Çok verimli ürün elde ediyoruz. Hayvansal gübre kullanıyoruz asla ilaç kullanmıyoruz. Doğa şartlarından dolayı zarar gören meyveleri gübre olarak tekrar doğaya bırakıyoruz, onları kurtarmak için ilaç vermiyoruz” dedi.

Mahallede doğup büyüyen ve oradan ayrılmayı hiç düşünmediğini söyleyen 69 yaşındaki Mehmet Yılmaz ise, “Biz, çocuklarımız ve torunlarımız doğal ürünleri yesin diye uğraşıyoruz. Eskiden mahallede hiç ağaç yoktu. Bizim gibi insanlar sırtlarında su taşıyarak bu ağaçları yetiştirdiler. Şimdi bana deseniz ki ‘Ataşehir’de gökdelenlerden bir daireye vereyim bu mahalledeki evinizi verin’ vermem. Ben burada çok mutluyum. İnşallah buralar çocuklarıma ve torunlarıma kalacak. Onlar da böyle sağlıklı ve uzun ömürlü yaşasınlar” diye konuştu.

Sare Alp de, 54 yıldır mahallede yaşadığını aktararak, “Bahçemizde derneğin yardımıyla yerli tohum ekiyoruz. Elimizden geldiği kadar, patlıcan, biber, domates, nane gibi her şeyi ekiyoruz” diye konuştu.

Kuleli Emek Mahallesi Derneği, sertifikasız yerli tohumun satışı yasak olduğu için her yıl tohum takas etkinliği düzenliyor. Etkinlikte, yerli tohumlar ücretsiz olarak el değiştiriyor.

3,5 yaşındaki kızını uyumadığı için döverek hastanelik etti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bir turizm şirketinde şoför olarak çalışan Ertan A. (38), uyumadığı ve ağladığı gerekçesiyle 3,5 yaşındaki kızı S.A.’yı döverek hastanelik etti. Eşinin şikayeti üzerine gözaltına alınan Ertan A., 45 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Olay, önceki gün gece yarısı sıralarında Gazimağusa ilçesine bağlı Akdoğan Köyü’nde meydana geldi. Ertan A., gece yarısı sıralarında uyumadığı ve ağladığı gerekçesiyle kızı S.A.’yı tokatlamaya ve boğazını sıkmaya başladı. S.A.’nın sağ gözü, boynu ve yanağı morardı. Altınok’un eşi, polise giderek şikayetçi oldu. S.A. hastaneye kaldırılırken, polis, Ertan A.’yı ‘ciddi darp’ suçundan gözaltına aldı.

Mahkemeye çıkarılan Ertan A., “İstemeden oldu, çok çok özür dilerim” dedi. Yargıç, Umut İnan ise babaya tepki göstererek “İzahatınız kabul edilebilir değil. Bir baba, çocuğuna istemeden nasıl böyle bir şey yapar?” diye konuştu. Yargıç İnan, Ertan A.’nın 45 gün hapis cezasına çarptırılmasına karar verirken, küçük kız ise tedavisinin ardından Sosyal Hizmetler Dairesi’ne teslim edildi.

Kaza sonrası turistin yaptığı ‘pes artık’ dedirtti!

Antalya’da navigasyonun yanlış yola döndürmesi sonucu kendi şeridinden gelmekte olan taksiye çarpan Romanya uyruklu turist, takla atan araçtan sağ kurtulan taksi şoförüne Belek bölgesine nasıl gideceğini sordu.

Kaza bugün öğle saatlerinde Arapsuyu Mahallesi Dumlupınar Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Romanya’dan kendi aracıyla tatile gelen ve yanında ailesi bulunan bir turist navigasyonun yönlendirmesiyle yönlendirmesiyle yanlış yola girdi. Roman turist B.B. kontrolündeki CT 46 SAF plakalı otomobille, İ.T. kontrolündeki 07 T 3101 plakalı ticari taksiye çarptı.

OTOMOBİLİN KAPORTASINI DÜZELTTİ

Taksi şoförü İ.T., çarpmanın etkisiyle havaya savrulan ve takla atarak ters halde refüje düşen araçtan şans eseri sağ çıktı. Kaza esnasında takside yolcu olmaması da ayrı bir şans oldu. Olayda iki taraftan da ölen ve yaralanan olmadı. Olay yerine gelen trafik ekipleri trafiği kontrol altına alırken, diğer yandan da sürücülerin işlemleri yapıldı.

Taksi şoförü İ.T. araçtan nasıl sağ çıktığına hayret ederken, Roman turist B.B.’nin eşi ve iki çocuğu da şok içinde olup biteni izledi. İşlemleri tamamlanan taraflar ayrılırken, B.B.’nin Belek’e nasıl gidileceğini sorması “güler misin, ağlar mısın” dedirtti. B.B. binmeden önce de aracının sağını solunu kontrol etti.

Gökbey helikopteri ilk sertifikasyon uçuşunu yaptı

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığından (SSB) yapılan açıklamaya göre, başkanlığın başlattığı Gökbey Projesi kapsamında TUSAŞ tarafından tasarlanıp üretilen ikinci prototip helikopter, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden (SHGM) alınan izin çerçevesinde, ilk sertifikasyon uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.

Konuya ilişkin Twitter’dan paylaşımda bulunan Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de “TUSAŞ tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen Gökbey helikopterimiz, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün verdiği uçuş izni ile birlikte ilk sertifikasyon uçuşunu gerçekleştirdi. 45 dakika süren uçuşla projede önemli bir aşama daha geçildi. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.” ifadesini kullandı.

Yerli imkanlarla geliştirilip üretilen ilk genel maksat helikopteri olan Gökbey’in ilk prototipi, ilk test uçuşunu 2018 Eylül’de yaptı. İkinci prototipin bugünkü uçuşuyla ise 2021’de tamamlanması hedeflenen sertifikasyon uçuş testlerine başlandı. Gökbey helikopterinin, sertifikasyon sürecinin tamamlanmasının ardından seri üretime geçilmesi öngörülüyor.En zorlu iklim ve coğrafyalarda, yüksek irtifa ve yüksek sıcaklıkta, gece ve gündüz koşullarında etkin bir şekilde faaliyet gösterebilecek olan Gökbey Genel Maksat Helikopteri, milli imkan ve kabiliyetler kullanılarak tasarlanıp ve üretiliyor.

ATAK Programı süresince kazanılan bilgi, birikim, tecrübe ve yetenek havuzu temel alınarak başlanılan Özgün Helikopter Programı kapsamında, yapısal ve aviyonik sistemlerin yanı sıra, transmisyon, rotor ve iniş takımları gibi kritik öneme haiz sistemlerin tasarım ve üretimleri de tamamen milli kaynaklar kullanılarak gerçekleştiriliyor.

Helikopter geniş görev yelpazesine sahip olmasından ötürü taşıma, VIP, kargo, hava ambulans, arama kurtarma ve kıyı ötesi taşıma görevlerini icra edebilecek. Gökbey Projesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve diğer ihtiyaç sahibi makamların, genel maksat helikopteri ihtiyaçlarının özgün bir platform ile karşılanması hedefiyle yürütülüyor.

Trump, ABD’li teknoloji şirketlerinin Huawei’ye ürün satmasına izin verdi


Haberler.com/ Özel – Mesut ŞAHİN

Japonya’nın Osaka kentinde gerçekleştirilen G-20 Zirvesi’nde ABD Başkanı Donald Trump, Huawei konusunda önemli açıklamalar yaptı. Çin’in lideri Xi Jinping ile yaptığı görüşmeden sonra Huawei’nin bir kez daha ABD ürünlerini satın almasına izin vereceğini belirten Trump, ulusal güvenlik problemi oluşturmadığı takdirde ABD merkezli şirketlerin Çinli Huawei’ye tekrar ürün satabileceğini söyledi.

Trump, “Bunda bir sorun olmadığını söyledim. Ürünleri satmaya devam edeceğiz. Bu ürünleri üretmek zor bir iş ve biz bunu yapıyoruz.” dedi. Trump’ın yaptığı açıklama net ifadeler içermese de Huawei’nin Qualcomm’dan çipset almaya devam etmesi ve Google’ın Android’ini kullanmasına izin çıkması muhtemel görünüyor.

Huawei ABD’li teknoloji şirketlerinin en büyük alıcılarından bir tanesi. Ticaret Bakanlığı, Mayıs ayında Amerika’nın çıkarlarına zarar verdiğini düşündüğü şirketler listesine Huawei’yi eklemişti. Yaşanan gelişmeler ABD’nin Huawei’ye karşı katı olan tavrının yumuşadığını gösteriyor.

İmamoğlu: Esenler Otogarı’nı akla ve bilime peşkeş çekiyorum

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Esenler Otogarı’nı, hızlıca taşınma ve dönüşmesini yapıp, yüksek teknoloji merkezine dönüştüreceklerini belirterek, “Bazılarının belki işine gelmemiş olabilir. ‘Birilerine peşkeş mi çekiyor?’ diyebilirler. Evet, ben bu alanı ve o alanları, akla ve bilime peşkeş çekiyorum.” dedi.

MEF Üniversitesinin Uniq Hall’de düzenlenen mezuniyet törenine katılan İmamoğlu, iki çocuğunun da MEF okullarında okuduğunu anlattı. Gençlerle bir arada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu aktaran İmamoğlu, 6 aydır yaşadığı stresli ve zor günlerde en büyük ümidinin gençler olduğunu söyledi. Toplumun her ferdinin cesur olması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, “Bu ülke lehine konuşabilmeli, asla susmamalı. Susmayan üniversiteler de istiyorum. Onu da belirtmek isterim.” diye konuştu.

Gençlerle buluşmanın, sohbet etmenin, konuşabilmenin, geleceği anlatabilmenin önemine değinen İmamoğlu, şöyle devam etti:

“İstanbul, dünyanın nitelikli nüfusunu buraya getiren fırsatlar şehri olmalıydı. 2019’da Cumhuriyetimizin 100. yılına giderken bunları konuşabilmeliydik. Çok fırsat ve zaman kaybetmiş olabiliriz boş mevzular üzerinden ama bugün itibarıyla bunun farkındayız. Bir gün bile kaybetmeyeceğiz. Bu konudaki en büyük teminat da siz kıymetli gençlersiniz. Ben sizlerden ümitliyim. ‘Bu ülkenin kadrosu yok. Bir tek yöneten kadro bizde var.’ diyenler oldu. Bence onların gözleri kibirden körleşmiş. Şu salondan kabineler çıkar, İstanbul’u yönetecek kadrolar çıkar.”

İmamoğlu, bu kentin insan kaynağını “hazine” olarak nitelendirerek, şunları kaydetti:

“Bu kaynağın farkında olan bir yöneticiyim. Bu şehrin her anında sizlerden faydalanacağımın sözünü veriyorum. Benim ne popülizmle işim var ne de Pontus’la şununla bununla işim var. Benim, akıl ve bilimle işim var. Bilişim vadilerini sizlerle kuracağız. Esenler dediniz. O büyük alanlar, o rezerv alanları bu şehir adına kötü kullanıldı. Esenler’le ilgili bir projemiz çakıştığı için söylüyorum. Hem Harem’i hem de Esenler’i şehir dışına taşıyacağımız için hızlıca Esenler Otogarı’nı, şehrin kalbinde, metro ulaşımı olan aynı zamanda İstanbul’un en yeşil vadilerinden biri olan alanın hızlıca taşınma ve dönüşmesini yapıp, yüksek teknoloji merkezine dönüştüreceğiz. Sizlerle yapacağız bunu. Bazılarının belki işine gelmemiş olabilir. ‘Birilerine peşkeş mi çekiyor?’ diyebilirler. Evet, ben bu alanı ve o alanları, akla ve bilime peşkeş çekiyorum.”

İstanbul’u 16 milyon insanla özellikle gençlerle yöneteceğini belirten İmamoğlu, Saraçhane’deki belediye binasını Türkiye’nin en büyük kütüphanesi yapacağı vaadini yineledi.

İmamoğlu, “Hedef, sizleri oraya çekmek. Meclis’e giren bir siyasi, kendine çeki düzen verecek. Ben, sizleri gördüğümde kendime çeki düzen vereceğim. Çünkü çok zeki, güzel ve yakışıklısınız. Hiçbir zaman unutmayın, gençliğiniz var. Heyecanınızın yüksek olduğunu biliyorum. ve asla vazgeçmeyeceğinizi de biliyorum. Bu duygularla inanıyoruz ve biliyoruz ki, bu ülkede her şey çok güzel olacak. İnancım o kadar yüksek ki, Cumhuriyet’in 100. yılında siz gençler, mucizeyi gerçekleştireceksiniz. Her şey çok güzel olacak.” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu’ndan Yıldırım’ın çay davetine yanıt: Yakışanı Saraçhane’de beni ziyaret edip, kahvemi içmesi


Cumhur İttifakı’nın 23 Haziran İstanbul seçimindeki adayı Binali Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yaptığı çay teklifinin hatırlatılması üzerine, “Benim çay teklifim geçerli de Ekrem İmamoğlu seçimi kazandı belki fikrini değiştirmiştir. Şimdi biraz telaşesi var, işlerine baksın bakalım” yanıtını vermişti.

CHP-İYİ Parti ve İstanbul Gönüllüleri yöneticileri ve il yönetimleriyle Çırpıcı Sosyal Tesisleri’nde öğle yemeğinde bir araya gelen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Yıldırım’ın çay teklifine burada yaptığı açıklama ile yanıt verdi.

İmamoğlu, Binali Yıldırım’ın tekrarladığı çay davetine karşılık Yıldırım’ı Saraçhane’deki İBB Başkanlık makamına kahve içmeye çağırdı.

İmamoğlu şunları söyledi:

“Binali beye teşekkür ederiz he şeyden önce. Seçimden önce ben 4 gün kala 5 gün kala sürekli çay davetini beklediğimi ısrarla söyledim. Seçimden önce olsaydı o çay çok lezzetli olurdu. Bundan sonraki çaylarımızı içeriz sorun yok. Ama bu aşamadan sonra sanırım yakışan beni ziyaret edip benim kahvemi içmesi. İBB’yi ziyaret etmesi gelip tebrik etmesi. Televizyonlardan değil de gelip tebrik etmeli. Ben olsam öyle yapardım. Ama daha önceki çay içme davetini ben şöyle algılamıştım: ‘Yaptığımız Pazar günkü yayından sonra seçim bitmeden bir araya gelip çay içelim seçimin harareti düşsün topluma güzel mesajlar çıksın…’Meydanlardan da bunu dile getirdim. Ama olmadı. Dolayısıyla şu an hoş olan bizi televizyonlar üzerinden tebrik etmesi değil de gelip bize makamda Saraçhane’de ziyaret edip bize yakışan da onu en güzel şekilde ağırlamak olur. Kahveyi hep beraber içeriz. İnşallah 40 yıl da hatırı olsun.”

Binali Yıldırım: Çay teklifim geçerli de, Ekrem İmamoğlu seçimi kazandı belki fikrini değiştirmiştir

Ekrem İmamoğlu'ndan İBB'deki istifalar sonrası ilk açıklamaEkrem İmamoğlu’ndan İBB’deki istifalar sonrası ilk açıklama